Jane Deluca
Robin
Holly Pulchik-Lincoln
Abe Lincoln
Alex
Nick
Elaine
Massarelli
Louise
Anna
Jane (Whoopi Goldberg), işini ve sevgilisini kaybetmiş açık sözlü bir gece kulübü şarkıcısıdır. New York’tan Los Angeles’a taşınmaya karar verdiğinde, yanına yol arkadaşı olarak hayattan ne istediğini tam kestiremeyen, titiz ve çekingen Robin’i (Mary-Louise Parker) alır. Yol üstünde Pittsburgh'a uğradıklarında ise, sevgilisinden şiddet gören ve başı büyük dertte olan hırçın ama hayat dolu Holly (Drew Barrymore) ekibe dahil olur.
Erkek Yok Problem Yok, bu üç kadının eski hayatlarını geride bırakıp batıya doğru sürdükleri bir maceradan çok daha fazlasıdır. Yol boyunca sırlar açığa çıkar; Robin’in sakladığı ciddi sağlık sorunları ve Holly’nin peşindeki yasal takipler, grubu sadece birer yol arkadaşı olmaktan çıkarıp birbirine kenetlenmiş bir aileye dönüştürür. Film, adından da anlaşılacağı üzere, kadınların hayatlarındaki erkek figürlerinin yarattığı kaosun ortasında, kendi başlarına kurdukları o sarsılmaz bağı odağına alır.
Filmin başarısının arkasında, birbirini muazzam bir şekilde tamamlayan üç dev isim yatıyor. Whoopi Goldberg, canlandırdığı Jane karakteriyle filme hem mizah hem de koruyucu bir güç katıyor. Mary-Louise Parker, Robin’in kırılganlığını ve içsel mücadelesini o kadar zarif işliyor ki, karakterin trajedisi izleyiciye derinden geçiyor.
Henüz yirmili yaşlarının başında olan Drew Barrymore ise, Holly rolüyle grubun enerjik, kaotik ama saf sevgi dolu tarafını temsil ediyor. Bu üç kadın arasındaki kimya, filmi basit bir komedi olmaktan çıkarıp, izleyicinin ruhuna dokunan editoryal bir dram seviyesine taşıyor. Ayrıca filmde genç bir Matthew McConaughey’i de yardımcı rolde görmek, sinemaseverler için hoş bir sürpriz niteliğinde.
Yönetmen Herbert Ross, bu yapımda duygusallığı sömürmeden, gerçekçi ve samimi bir atmosfer yaratmayı başarıyor. Film, 90’lı yılların ortasında AIDS gibi zor konulara ve farklı cinsel kimliklere getirdiği cesur ve insancıl yaklaşımla döneminin ötesinde bir duruş sergiliyor. Sinematografik açıdan Amerika’nın geniş otoyollarını ve değişen manzaralarını, karakterlerin içsel yolculuğuyla paralel bir şekilde sunan yapım, izleyiciye gerçek bir "yolculuk" hissi yaşatıyor.
Güçlü kadın hikâyelerini, "yol filmi" türünü ve dostluğun her türlü engeli aştığı samimi yapımları seven her sinemasever bu filmi izlemeli. Eğer Thelma & Louise’in o isyankâr ruhunu, daha umut dolu ve dramatik bir tonda görmek isterseniz, bu film tam size göre. Hem ağlatan hem de gülümseten yapısıyla, gerçek dostluğun ne demek olduğunu hatırlamak isteyenler için harika bir seçenek.
Bu filmi izlemek için en büyük neden, "seçilmiş aile" kavramının güzelliğine şahitlik etmektir. Film, biyolojik bağların ötesinde, insanların birbirine nasıl tutunduğunu ve birbirini nasıl iyileştirdiğini anlatıyor. Whoopi Goldberg’in karizması, Mary-Louise Parker’ın derinliği ve Drew Barrymore’un neşesi birleştiğinde ortaya çıkan bu 90’lar klasiği, bittikten sonra en yakın arkadaşınızı arama isteği uyandıracak kadar etkileyici.
Kadın Dayanışması: Toplumun ve erkeklerin yarattığı baskı karşısında kadınların birbirine sığınması.
Hastalık ve Ölümle Yüzleşme: Robin’in hastalığı üzerinden hayatın geçiciliği ve anın önemi.
Geçmişten Kaçış: Yeni bir başlangıç yapabilmek için geride bırakılması gereken yükler.
Özgürlük: Kendi kurallarını koyabilme ve yolda olma tutkusu.
Eğer bu üç kadının hikâyesini sevdiyseniz, yine bir yolculuk ve dostluk öyküsü olan Thelma & Louise veya dostluğun yıllara meydan okuyan halini anlatan Fried Green Tomatoes (Kızarmış Yeşil Domatesler) ilginizi çekebilir. Ayrıca, karakter odaklı sıcak hikâyesiyle Steel Magnolias (Çelik Manolyalar) da benzer bir tatta yer almaktadır.
İlk Hafta Sonu
-
Toplam
-
İlk Hafta Sonu
-
Toplam
-
Hafta Sayısı
1
Salon Sayısı
-

Warner Bros
Yönetmen
Herbert RossYapımcı
Arnon MilchanOrijinal Başlık
Boys on the Side
Bütçe
$21.000.000
Kazanç
$23.450.000
Vizyon Tarihi
30.06.1995
Kaçıncı Kez Vizyonda
1. kez
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...