Su da Yanar, 1980'li yılların Türkiye'sinde, korku ve ümitsizliğin kol gezdiği, insanların hapse atıldığı, işkence gördüğü ve öldürüldüğü çalkantılı bir dönemi merkeze alıyor. Film, bu zorlu süreçte Nazım Hikmet hakkında bir film çekmek isteyen idealist bir yönetmenin hayatındaki açmazları ve verdiği mücadeleyi konu ediniyor. Yönetmen, hayalini gerçekleştirmek için hem kişisel hem de sistemsel engellerle boğuşurken, sanatsal özgürlük arayışının bedelleriyle yüzleşmek zorunda kalıyor. Film, bu dönemin baskıcı atmosferinde bir sanatçının var olma çabasını ve umudu yeşertme arzusunu çarpıcı bir şekilde gözler önüne seriyor.
Ali Özgentürk'ün yönetmenliğini üstlendiği Su da Yanar filminin güçlü oyuncu kadrosunda Türk sinemasının usta isimleri yer alıyor:
Su da Yanar, Türk sinemasının hafızasında önemli bir yer edinmiş, hem sanatsal değeri hem de yaşadığı talihsizliklerle adından sıkça söz ettirmiş bir yapıttır. Yönetmen Ali Özgentürk'ün "lanetli filmim" olarak nitelendirdiği bu eser, çekildiği dönemin siyasi ve sosyal iklimini cesurca ele almasıyla dikkat çeker. Film, sadece bir yönetmenin sanat yapma mücadelesini değil, aynı zamanda Türkiye'nin yakın geçmişindeki karanlık bir dönemin acılarını, korkularını ve direnişini de yansıtır. Tarık Akan'ın etkileyici performansı, filmin dramatik derinliğini artırırken, sanatsal özgürlük, otosansür ve baskı gibi evrensel temaları güçlü bir şekilde işler. Su da Yanar, yasaklanma süreçleri, kopyalarının toplanması ve negatifi kaybolma gibi sıra dışı olaylarla da Türk sinema tarihinde eşine az rastlanır bir hikayeye sahiptir. Bu yönleriyle sadece bir film değil, aynı zamanda bir dönemin ve bir sanatçının mücadelesinin de belgeseli niteliğindedir.
Su da Yanar'ın atmosferini ve temalarını beğenen izleyiciler, benzer nitelikteki şu Türk filmlerini de değerlendirebilir:
Yönetmen Ali Özgentürk, filmin çekiminden gösterime, yasaklanma süreçlerinden negatifinin kaybolmasına kadar yaşadığı tüm zorluklar ve talihsizlikler nedeniyle filmini "lanetli filmim" olarak nitelendirmiştir. Bu niteleme, filmin sıra dışı hikayesiyle özdeşleşmiştir.
Su da Yanar, resmi olarak belirli bir yıl belirtmese de, filmdeki atmosfer ve olaylar örgüsü, Türkiye'nin 1980'li yıllardaki askeri darbe sonrası döneminin baskıcı ve zorlu koşullarını yansıtmaktadır.
Film, gösterime girdikten kısa bir süre sonra önce Anadolu'da, ardından da İstanbul'da "sakıncalı" bulunarak yasaklanmış ve kopyaları polis tarafından toplanmıştır. Bu yasağın temelinde, filmin dönemin politik atmosferini ve baskılarını eleştirel bir dille işlemesi yatmaktadır.
Tarık Akan, filmde Nazım Hikmet hakkında film çekmek isteyen idealist bir yönetmeni canlandırmaktadır. Akan'ın bu roldeki derinlikli ve inandırıcı performansı, karakterin yaşadığı iç çatışmaları ve sanatsal özgürlük mücadelesini izleyiciye güçlü bir şekilde aktarmaktadır. Bu rol, onun kariyerindeki önemli duraklardan biridir.
Film, yargılama sürecinin ardından resmen aklanmasına rağmen, negatiflerinin Japonya'daki laboratuvarlarda "kaybolduğu" açıklanmıştır. Bu durum, filmin bir kopyasının uzun süre erişilemez kalmasına ve sinema tarihindeki gizemli olaylardan biri olarak anılmasına neden olmuştur.
Yorum yazmak için giriş yapınız.
Yükleniyor...